Ameliyatlar

Bel Fıtığı Ameliyatı

Bel fıtığı oldukça ağrılı bir hastalıktır. Son çare olarak Nöroşirürji Uzmanı hastayı ameliyat etmeye karar vermişse, operasyonu geciktirmemekte fayda vardır.

Hasta ameliyat edilirken, ameliyat bölgesini detaylı şekilde büyüten mikroteknik ile ameliyat gerçekleştirilmelidir. Bel fıtığı ameliyatının yapıldığı bölge, oldukça dar ve derin bir bölgedir. Açılan ameliyat bölgesinde sinir uçları da bulunduğu için bu hem detaylı görüntülenmeli hem de çok iyi aydınlatılmalıdır.

Bu şekilde bir ameliyat ortamı hazırlandığında; emniyetli, kibar ve kontrollü bir cerrahi müdahale yapılmaktadır. Böylece fazla kanama olmadan, dokuların olabildiğince korunduğu bir bel fıtığı ameliyatı gerçekleşmektedir.

Spinal Cerrahi

Spinal cerrahi ameliyatı, uzun yıllar boyunca birlikte operasyonlara katılmış bir ekip tarafından yapılırsa daha avantajlı olur. Ameliyat tecrübesi kazanmış, binlerce ameliyata birlikte girmiş bu ekip tarafından yapılan ameliyatlar, hastalarda daha yüz güldürücü sonuçları beraberinde getirmektedir.

Spiral cerrahi ameliyatlarında, hasta yüzükoyun şekilde yatırılarak ameliyat gerçekleştirilmektedir. Bazı sebeplerden ötürü yüzükoyun yatamayan hastalar yan yatırılarak ameliyat edilmektedir.

Cilt üzerinden (perkütan) müdahale şeklinde pek çok operasyon yapılmaktadır. Fıtık eğer çok ilerlememiş ise, lazerle diskektomi ve nükleoplasti teknikleri de kullanılmaktadır. Beldeki fıtık endoskopik teknikle de tedavi edilebilir. Ayrıca endoskopik ve mikro cerrahi tekniğinin birleştirildiği mikroendoskopik teknik de kullanılabilir.

Boyun Fıtığı Ameliyatı

Boyun fıtığı oldukça ağrılı bir hastalıktır. Ayrıca ellerde, kollarda hatta bacaklarda bile uyuşmaya sebep olup, günlük hayatı çok etkileyebilir. Boyun fıtığı, boyun bölgesindeki omurların arasında tampon görevi gören disklerin fıtıklaşmasıyla meydana gelmektedir. Fıtıklaşan diskler sinirlere baskı yaparak rahatsızlıklara yol açmaktadır.

Boyun fıtığı ameliyatları iki şekilde yapılabilir. Birincisi ön taraftan yani anterior girişim, ikincisi ise arka taraftan yani posterior girişim. Cerrah her hastayı ayrı ayrı inceleyip, muayene ederek buna karar vermektedir.

Boyun fıtığı ameliyatı oldukça hassas bir bölgede yapıldığı için cerrah tarafından mikroteknik kullanılarak yapılması çok önemlidir.

Boyun fıtığı ameliyatının yapıldığı bölge oldukça hassastır. Çünkü bu bölgede; omurilik, lenf kanalı, yemek ve soluk borusu, şah damarı gibi hayati önem taşıyan organlar ve sistemler bulunmaktadır. Bu nedenle ameliyatı yapacak olan cerrah oldukça tecrübeli olmalıdır. Mikroteknik ile çalışmalıdır.

Bilim sürekli gelişiyor. Gelecekte ameliyat yöntemleri o kadar ilerleyecek ki ‘’Geleceğin Boyun Fıtığı Ameliyatı’’nda hastaya cerrahlar tarafından dokunulmayacak ve non-invaziv yöntemler kullanılacaktır.

Dar Kanal Ameliyatı

İnsan vücudunda omurilik kanalı, çok sayıda kemiğin üst üste dizilmesinden meydana gelir. Omurga kanalının içerisinden omurilik ve sinirler geçmektedir. Normalde omurganın uzunluğu yetişkin bir insanda 70 cm kadar olsa da omurga içerisinde bulunan omurilik yaklaşık 43-45 cm’dir. Kıkırdaklardan ve kemiklerden oluşan omurga, iskeletin ekseni olarak kabul edilir. Vücudu ayakta tutan ve destek veren omurgadır. İnsanı ayakta tutan omurgada dar kanal hastalığı gibi pek çok hastalık ortaya çıkabilir. Günlük hayatı sekteye uğratan ve hayat kalitesini düşüren omurga rahatsızlıkları tespit edildiğinde bir an önce tedavi edilmelidir.

Omurga, iç organları, kafayı ve vücudu taşıyan; iç organları koruyan bir yapıya sahiptir. Bu nedenle sağlam ve sağlıklı olması oldukça önemlidir. Omurga rahatça hareket edebilmeli ve vücudu taşıyabilmelidir. Omurga ayrıca omuriliği dış etkenlere karşı korumak, barındırmak için bir kılıf görevini görür. Omurga kanalı bazı sebeplerden dolayı zaman içerisinde daralabilir ya da hasta doğuştan bu rahatsızlığa sahip olabilir. Bu nedenle dar kanal hastalığı kısa süre içerisinde tedavi edilerek, hastanın yaşam kalitesini yükseltmek önemlidir. İnsan vücudunun omurgası 33-34 omur kemiğinden meydana gelir. 1-24 omur arası boyun, sırt ve bel omuru olarak 3’e ayrılır. İnsanlarda 5 tane bel, 12 sırt ve 7 tane boyun omuru bulunmaktadır. 5 tane olan bel omurlarına Lomber Vertabra denir ve L1, L2, L3, L4, L5 olarak tanımlanırlar. Dar kanal hastalığı da sıklıkla burada görünür. Genellikle bu hastalık L4-L5 omurlarında meydana gelmektedir. L5-S1 ve L1-2 omurlarında daha nadir görülür. Bunun yanında L3-4 ve L2-3 omurlarında da daralma meydana gelebilmektedir. Dar kanal bazı hastalarda belin tamamında görülebilmektedir.

Dar Kanal Hastalığının Teşhisi ve Tedavisi

Dar kanal hastalığı kendini belli etmeden, yıllar içerisinde yavaş yavaş ilerleyebilir. Bu hastalığın bel fıtığı ile de karıştırılma ihtimali vardır. Bu nedenle teşhisi de zor olabilir. Teşhis netleştikten sonra bu hastalarda, uzun süren klasik cerrahi müdahaleler yerine daha kısa süren ve daha kibar bir yöntem olan Mikroteknikle İnternal Dekompresyon yöntemi tercih edilebilir. Bu çeşit müdahalelerle hasta günlük yaşantısına daha kolay dönebilmektedir. Bu hastalık boyunda oluşursa kolları da etkiler. Hastalarda cinsel hayatın sekteye uğraması, tuvaletini kaçırma, yürüme bozukluğu, hatta yürüme mesafesinin kısalmasına da sebep olabilmektedır.

Omurga kanal darlığı teşhis edilirken, omurganın kanal çapları tespit edilir ve standart kanal çapları ile karşılaştırılır. Dar kanal hastalığının ameliyatı için uzman bir doktor hastalığı teşhis ederek karar vermelidir. Ayrıntılı şekilde tetkikler yapılarak diğer hastalıklardan net bir şekilde ayrılmalıdır. Yaşlılarda görülebildiği gibi nadiren gençlerde de dar kanala rastlanabilir. Uygun şekilde tedavi edilirse başarı oranı yüksektir.

Dar Kanal Hastalığının Ameliyatı

Dar kanal hastalığı ilerlediyse ilaç tedavileri ve fizik tedavi yeterli iyileşme sağlamayabilir. Hastalığın ilerlemiş olduğu bu kişilerde cerrahi müdahale fayda verebilir. Çünkü kanal daraldıkça hastalığın günden güne daha da kötüleşmesi beklenir. Bu nedenle ileri aşamada dahi tedavi edilmelidir.

Konu omurga olunca, hastalar daha da çekingen bir tutum sergileyebilirler. Bu nedenle dar kanal hastalığı hastaya detaylıca anlatılmalı ve hasta aydınlatılmalıdır. Günden güne gelişen tıbbın son yenilikleri anlatılmalı ve yeni ameliyat teknikleri hastaya aktarılmalıdır. Günümüzde deneyimli merkezlerde uygulanmakta olan Mikroteknikle İnternal Dekompresyon tekniği ile dar kanal hastalığının ameliyatı kolaylıkla yapılabilmektedir. Bu yöntem eski tekniklere göre daha etkili ve avatajlıdır.

Peki Mikroteknikle İnternal Dekompresyon Yöntemi Nedir?

Omurga kanal darlığı hastaları dünyanın deneyimli merkezlerinde Mikroteknikle İnternal Dekompresyon yöntemi ile ameliyat edilebilmektedir. Bu bir vidasız ameliyat yöntemidir ve oldukça önemlidir. Mikroteknikle İnternal Dekompresyon yöntemini önemli kılan özellik, vücuda herhangi bir vida, platin ya da farklı bir cisim takılmadan tedavi edilmesidir. Bu ameliyat yöntemi sadece bu alanda deneyimi olan uzman cerrahlar tarafından uygulanmaktadır. Mikroteknikle İnternal Dekompresyon ameliyatlarında dar kanal içeriden genişletilir. Spinal kanal içerisine girilerek kanal içerisinde işlem yapılır. Bu yöntemde anatomik yapı ve stabilizasyon mümkün mertebe korunabildiği için vida ya da başka bir materyal gerekmemektedir. Bu yöntem ile tedavi olan kanal darlığı hastaları daha emniyetli bir ameliyat süreci geçirmektedir. Bu tekniği tercih eden hastalar, ameliyat oldukları gün içerisinde ayağa kalkarak yürüyebilecek duruma gelebilirler. Ardından hastanede 1 gün geçirdikten sonra taburcu olabilirler. Bu ameliyat esnasında dar olan omurilik kanalının içine girilerek kanal içeriden genişletilmekte ve kanal darlığı ortadan kaldırılmaktadır. Böylece iyileşme hızı da bir o kadar çabuk olmaktadır.

Vidasız Omur Kanalı Darlığı Ameliyatı Şimdi Çok Avantajlı

Her geçen gün gelişen tıp sayesinde yeni tedavi ve ameliyat tekniklerinin ortaya çıkmasıyla, ameliyatta felç kalma gibi sorunlar aşılmaktadır. Vida kullanmadan gerçekleştirilen bu yöntem ile ameliyat süresi daha kısadır ve ameliyat daha emniyetli, daha zarif bir şekilde gerçekleşmektedir.

Vidasız dar kanal ameliyatlarının bu kadar tercih edilmesinin bir diğer sebebi de insan vücuduna yabancı bir cismin girmemesidir. Dışarıdan giren yabancı cisimler vücutta enfeksiyon riskini arttırmakta ve ameliyatlar daha uzun sürmektedir. Daha kısa sürede gerçekleştirilen ameliyat sayesinde hasta ameliyat esnasında daha az sarsılmakta, hem de daha az anestezi almaktadır. Bu özellikle yaşlı hastalar için oldukça önemlidir. Mikroteknikle İnternal Dekompresyon tekniği ile yapılan ameliyatlar daha kibar bir şekilde gerçekleştirilmektedir. Vidalı olan ameliyatlar ise, omurilik kanalının arka duvarındaki kemik kısmının çıkarılması ile gerçekleştirildiği için omurilik ve sinirler dış etmenlere karşı savunmasız kalmaktadır. Bunun yanında bağ ve kas dokusunun savunmasız kalan sinirlerin zarlarına yapışması da ciddi problemlere yol açabilir. Vidalı ameliyatta, ameliyatın gerçekleştiği bölgedeki kemik duvar çıkarıldığından, buradaki stabilizasyonu tekrar sağlamak için vidalar konmaktadır. Vidasız dar kanal ameliyatında ise omurga kanalının arka duvar kemiği korunur. Ameliyat mikroteknikle yapıldığından bölgedeki sinir dokusu, omur ve omurilik de daha kolay korunmaktadır. Mikroteknikle İnternal Dekompresyon yöntemiyle yapılan ameliyatlarda omurilik kanalının içine girilerek, özel ameliyat aletleriyle kanalı daraltan ve sinir elemanlarına bası yapan tüm yumuşak ya da sert dokular içeriden temizlenmektedir. Sonuç olarak daha kısa süren, daha emniyetli ameliyatlar ortaya çıkmaktadır. Ameliyat sonrasında da hastanın omurgasında vidalar ve yabancı materyaller olmadığı için daha rahat hareket edebilmekte ve daha çabuk ayağa kalkabilmektedir.

Spinal Tümör Ameliyatı

Spinal tümörler yani omurilik ve omurga tümörleri; omurilikteki sinirler, bağlar, kemikler ve diğer dokulardan gelişen tümörlerdir. Bu tür tümörler omuriliğe baskı yaparak felce sebep olabilirler. Bu nedenle erkenden tanı konularak tedavi edilmelidirler. Bu tür tümörlerin tedavisinde farklı cerrahi teknikler kullanılmaktadır. Omurga bölgesinde, omuriliği saran kalın zarın dışında yer alan tümörlere ekstradural spinal tümör denmektedir. Omuriliği saran kalın zarın içerisinde ancak omuriliğin dışında kalan tümörlere intradural ekstramedüller tömür, omuriliğin içerisindeki tümörlere ise intradural intramedüller tümör adı verilir.

Spinal Tümörün Belirtileri Nasıl Ortaya Çıkar?

Spinal tümörlerin gelişmesiyle birlikte hastada ağrı, uyuşma, bacaklarda veya kollarda kuvvet kaybı, tuvaletini tutamama/yapamama gibi belirtiler görülebilir. Bu tür tümörler iyi ya da kötü huylu olabilir. Tümör sonucunda görülen ağrı, geceleri ya da spor yaparken artabilir. Tümör bel ve sırt bölgesindeyse ağrı kalça ve bacaklara, eğer boyun bölgesindeyse ağrı kollara ve omuzlara yayılabilir. Tümörler yayılıp büyüme yaptıklarında artık omuriliğe ve bölgede bulunan diğer dokulara ve bağlara baskı yapmaya başlarlar. Tümörün belirtileri de bu aşamada ortaya çıkar. Omurilik hayati bölgelerden birisi olduğu için baskı ortaya çıkıp tümör ilerlediğinde, hayati tehlike belirebilir. Bu nedenle uzman bir cerrah tarafından teşhis konup, tedavi edilmesi gerekir.

Spinal Tümör Tanısı Nasıl Konur?

Spinal tümör hastalığı bulunan kişi; ağrı, uyuşma, kuvvet kaybı gibi belirtilerle geldiğinde önce hikayesi dinlenir, sonra muayene yapılır ve tetkik aşamasına geçilir. Tümörü görüntülemek için MR yöntemi yaygın olarak kullanılmaktadır. MR ile tümörün pek çok özelliği tespit edilmektedir.  Tümör kemik dokusunu da ilgilendiriyorsa ayrıca bilgisayarlı tomografi ile daha ayrıntılı olarak incelenir.

Spinal Tümör Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Teşhis edilen tümör, hassas bir bölgede olduğu için ameliyat mutlaka uzman bir cerrah tarafından yapılmalıdır. Tedavilerde öncelik hastaya zarar vermemek olduğu için cerrahın deneyimli olması çok önemlidir. Ameliyatı ise ciltten itibaren mikroteknik yöntemini kullanarak yapmak büyük avantaj teşkil etmektedir.

Valikonağı Caddesi No:149/13

Nişantaşı/İstanbul

+90 (212) 241 74 24

+90 (539) 694 11 11

Email

ayildizhandr@gmail.com